Portakal Haber Ajansı
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
Foto HaberK.KoşullarıKünyeReklamTP - PH Arşiv

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ÖNEMLİ LİNKLER



Nöbetçi Eczaneler

STEYR’İN YAPTIĞI ÇAĞRIŞIMLAR

Edirne POSTASI

27 Nisan 2018, 12:08

Edirne POSTASI

STEYR’İN YAPTIĞI  ÇAĞRIŞIMLAR

Hani bir şiir okursunuz bazen hayalleriniz yeniden canlanır, yeniden doğmuş gibi olursunuz ya. Bahar dallarında patlayan tomurcuklara döner duygularınız.

Hani bazen Hüzzam bir şarkının kasvetli havasından Nihavent ferahlıklara terfi edersiniz ya. Bazen vazonuzdaki bir çiçek  efsunlar sizi, gönlünüz bir çiçek bahçesi oluverir birden. Deneyin isterseniz, kadife elbisesini giymiş bir gül koyun vazonuza veya bir demet karanfil.. Şimdi tam zamanıdır, lale de olabilir, ya da kokusu evin açık penceresinden bahçeye taşan bir demet  beyaz zambak.

Önemli değil, siz en çok hangisini seviyorsanız o çiçeği koyun. Erguvan da olur, küçük bir ıhlamur veya iğde dalı da . Bir çiçek odanın havasını değiştirir, sizi değiştirir, gönlünüze tarifsiz ferahlıklar bahşeder.

Bazen elinizde özenle tuttuğunuz bir gazetenin hiç tanımadığınız yazarı, o yazarın bir makalesi de aynı duyguları yaşatabilir size. Benim yazılarım hem Uzunköprü Y. Adalet, hem de Tekirdağ’da haftalık 59 Haber gazetesinde, Aylık Tekirdağ POSTASI Gazetesinde ve bunların web sitelerinde de, yayımlanıyor. 

(59 Haber Tekirdağ) Gazetenin son sayısında zevkle okuduğum Elif Kurtulmuş’a ait “Steyr“ başlıklı yazı iki farklı çağrışım uyandırdı bende. Elif hanımın “Nazım’ın Aşkları“ isimli önceki yazısı da diğerleri gibi güzeldi. Edebi bir sürükleyicilik var, alıp götüren bir üslub. Beğenmek ne kelime, imrenirim bu tür yazılara. Ben arada siyasi yorumlara yer  versem de edebi yazıların tadı bir başka oluyor. Aynı gazetede yazan Nurcan Balıbey’in yaşam hikayeleri de öyle. Başladığınızda bırakamıyorsunuz öyle kolayca. Farkında olmadan hikaye kahramanlarından biri olup çıkıyorsunuz.

Sözü yeniden Steyr başlıklı yazıya getirmek istiyorum. Tanıdık bir traktör markası değil mi bu? Ama aynı zamanda Avusturya’da küçük,şirin bir kasabanın adıymış. Oradaki fabrikada önce küçük, sonra büyük çiftlikler için üretilen traktörlere  marka olmuş bu kasabanın adı. Aynı zamanda Elif’in de doğduğu şehir burası. Hem anlattıkları, hem de paylaştığı , şehrin ortasından geçen nehrin üzerinde yer alan  Aşıklar Köprüsü fotoğrafı dikkatimi çekti. Üç yıl önce Uzunköprü Türk Ocağı üyeleriyle yaptığımız Avrupa gezisinde Prag’da da neredeyse birebir benzerlik gösteren böyle bir köprüyü  birden bastıran ve bizi sırıl sıklam ıslatan bir yağmura rağmen  yürüyerek geçmiştik. Orada da köprünün kanatlarına asılmış yüzlerce kilit vardı . Rehberimizin anlattığına göre; genç aşıklar ömür boyu hiç ayrılmama dileğiyle kilitliyorlarmış onları. Yağmur kilit seremonisine izin vermese de , 10 Euroya aldığımız dandik şemsiyenin altında aynı romantizmi yaşamış, eşimle göz göze  o güzelim dileği mırıldanmıştık. Biter mi hiç istekleri insanın. Kim bilir kimler geçti bugüne dek bu dilek köprülerinden ve kim bilir neler için ne niyetler tuttular kapatırken kilitleri. Yaşam bir arzular bulvarı değil mi zaten? Hülyası olmayan bir hayatın ne anlamı olabilir ki?

Adamlar hem nehirleri, hem de köprüleri değerlendirmiş, turizme kazandırıp bir gelir kaynağına dönüştürmüşler. Onlara bakarken içim acıyarak Trakya’nın can damarı Ergene’yi ahlaksız sanayicilerimiz ve sorumsuz politikacılarımız sayesinde  nasıl kimyasal zehir akan deşarj kanalına dönüştürdüğümüzü düşündüm. Dünyanın en uzun taş köprüsünü, Uzunköprü’yü nasıl cahilce ve hoyratça tahrip ettiğimizi düşündüm göğsüm daralarak.

Elif Kurtulmuş makalesini ; “Bir gün doğduğum şehre gezmeye gidecek olursanız Nisan ayında bile ani bir kar yağışıyla karşılaşma ihtimalini aklınızdan çıkarmayınız.” diye bitirmiş. Nisan ve kar.. Düz ovada yaşayanlar için garip gelebilir. Ama rakımı yüksek yerlere baharlar geç gelir zaten. Elif’in bu ikazı  1977 yılının 23 Nisan’ına götürdü beni.  Dumlu’da yedek subay olarak vatani görevimi yapıyorum. O gün Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Askeri tören birliğinin komutanı olarak görevlendirilmiştim. Dumlu, Erzurum’a 21km. uzaklıkta, Kargapazarı dağlarının eteğinde kurulmuş  küçük bir nahiye. Soğuğu çakı gibi yapıyor insanı, rüzgarı tokat. Dadaşlar alışmış bu iklime. Sabah ince ve ütülü  tören elbiselerimizi giymiş, beyaz eldivenlerimizi takmış, gözleri kamaştıran sabah güneşini de görünce bayram sevincini erken yaşamaya başlamıştık. Konuşmalar yapılıyor, ilkokul çocukları şiirlerini okuyordu. Tam geçit başlayacakken üstümüze abanan  kocaman kara bulutlar güneşimizi saklamış, neye uğradığımızı şaşırmıştık. Parça parça,l apa lapa bir kar başlamıştı. Ne bando çalabiliyor, ne bizler birbirimizi görebiliyorduk. On dakika içinde her yer bembeyaz olmuş, biz de kardan adamlara dönmüştük. O günü hiç unutmuyorum. Demek ki bizim  Steyr’ımız  da Erzurum’muş.

O tipiye rağmen ne halk, ne de çocuklar alanı terketmemiş, ulusal egemenlik coşkusunu  yaşamaya, Atatürk’e minnet duygularını ve şükranlarını dile getirmeye devam etmişti. Şair; ”Güneşli günler göreceğiz çocuklar.” diyor ya mısralarında. Mevsimler değişti. Şimdi güneşli günlerde kutluyoruz bayramları. Ama üzülerek söylemeliyim ki o coşku yok sanki bugünün çocuklarında.

Ne dersiniz, yoksa ben mi çok karamsarım? Çocuklarımızı Atatürk güneşinden mahrum bırakanlara sitem doluyum. Elif iyi ki yazmışsın o yazıyı, sana da bir teşekkür borçluyum.

Ahmet Acaroğlu

Bu haber 213 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Tekirdağ Büyükşehir BELEDİYE Başkanı'na ÖNERİLER!18 Eylül 2018

ANKET

SANAL BASIN'ın İnternet Tiraj Değerlendirmelerini İnandırıcı Buluyormusunuz? SANAL BASIN'ı Ne Kadar Önemsiyorsunuz?






Tüm Anketler

Şans Oyunları

booked.net

Dost Siteler





















sanalbasin.com uyesidir Toplist25
Twitter Facebook

Tüm hakları Portakal Haber Ajansına aittir kaynak belirtilmeden yazı ve görsellerin kullanılması yasaktır (c) 2013..2018 | Powered by SoykanSoft
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu