Portakal Haber Ajansı
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
Foto HaberK.KoşullarıKünyeReklamTP - PH Arşiv

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ÖNEMLİ LİNKLER



Nöbetçi Eczaneler

ÜSKÜDARA GİDER iKEN

Edirne POSTASI

07 Şubat 2018, 00:17

Edirne POSTASI

ÜSKÜDARA GİDER iKEN

Ara tatilin gelmesini sabırsızlıkla bekliyordu çocuklar. Okul ve yoğun  dersler, ardı arkası kesilmeyen ve artık insaf dedirten ödevler epey yormuştu onları. Şimdi tatil zamanıydı. Zaten okullarda neredeyse  takdir veya teşekkürsüz karne de kalmadığına göre gezip eğlenmek, güzel bir tatil yapmak ana sütü gibi helaldi onlara.

Bizim zamanımızda öğretmenler öğrendiğinizden emin olmadıkça pek öyle yüksek notlar vermezlerdi. Bir çok öğrenci başarısız sayılır, sınıf tekrarı yapardı. Bir üst sınıfa geçmek deveye hendek atlatmak gibi bir şeydi. Yani o günkü öğretmenler ve sistem mi  çok disiplinliydi, yoksa bugünkü çocuklar mı çok zeki  bilemiyorum. 

Kızım  takdirname  ve karnesinden önce bir tomar kağıt  göstererek geldi  yanıma. Herhalde bunlar da onur veya başka ödül belgeleridir düşüncesiyle;
- Hadi iyisin gene, dedim kızıma.
-Baba ne diyorsun sen, ödev  bunlar, ödev! demesin mi ?  Belli ki, canı sıkılmıştı tatilde bile ödev verildiği için. Halbuki Milli Eğitim Bakanı daha iki gün önce tatilde ödev vermemeleri için öğretmenleri uyarmamış mıydı?  Hayır kızım dedim, tatilde asla ödev  yapmayacaksın. Niçin diye soran olursa Bakan’ın genelgesini hatırlatırsın. Bu kadar stres yeter.
 
İlk desteği benden almanın rahatlığı ve sevinci ile babacığım İstanbul’a ne zaman gidiyoruz derken yerinde duramıyordu. Kuzeni Deniz’i çok özlemişti. İstanbul demek, Deniz demekti onun için. Ve tabiki, içine gün ışığında girip, kapısından  ancak akşam karanlığında çıkabildiğimiz AVM’ler de büyük şehirlerin çekim merkezleri artık. Günün nasıl geçtiğini anlamıyor insan. Cazip ve davetkar vitrinleri,hepsi birbirinden güzel modelleri ve hiç bitmeyen  kampanyaları ile adeta esir oluyorsunuz bu modern sitelere.

Oysa benim çocukluğumda İstanbul demek; camiler, müzeler, saraylar demekti. Babam yaz tatillerinde terzi dükkanına kumaş almaya giderken mutlaka bizi de götürürdü. Belki o yıllarda İstanbul’un nüfusu henüz bir milyon bile değildi. Buna rağmen geniş caddelerdeki araç trafiğini şaşkınlıkla izler, hele araçların akşam olunca gözleri kamaştıran farları bir ışık seli olup rüyalarıma akardı. Düşünün ki, o yıllarda Uzunköprü’de köylere  çalışan sadece üç minibüs vardı ve Austin markalı olan bizimdi. Diğer köylere ulaşım traktörlerle veya at arabalarıyla yapılıyordu. (...)
Devamını OKU1: http://www.kusvekuscudunyasi.com/kd/yazar.asp?yaziID=2404

Bu haber 48 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Tekirdağ POSTASI 100. Sayıdan Sonra KAMPANYALAR!15 Şubat 2018

ANKET

SANAL BASIN'ın İnternet Tiraj Değerlendirmelerini İnandırıcı Buluyormusunuz? SANAL BASIN'ı Ne Kadar Önemsiyorsunuz?






Tüm Anketler

Atatürk Köşesi


Dost Siteler





















sanalbasin.com uyesidir Toplist25
Twitter Facebook

Tüm hakları Portakal Haber Ajansına aittir kaynak belirtilmeden yazı ve görsellerin kullanılması yasaktır (c) 2013..2017 | Powered by SoykanSoft
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu