Portakal Haber Ajansı
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ÖNEMLİ LİNKLER



Nöbetçi Eczaneler

İslâm’ın Şartı Kaçtır?

Seçme Yazarlar

30 Eylül 2017, 01:59

Seçme Yazarlar

İslâm’ın Şartı Kaçtır?
“İslâm’ın şartı kaçtır?” diye bir soru yöneltilse, en vasat bilgi birikimine sahip Müslümanlar bile “Beştir!” yanıtını verebilir. Bu şartları da kısaca namaz, oruç, zekât, hac ve kelime-i şehadet diyerek bir çırpıda sayıp bitirir. Ama bu kuramsal (nazariyat, teorik) olarak böyledir. 

İş uygulamaya (amelî, pratik) gelince, maddeler tabir-i caizse bağı kopmuş tesbih taneleri gibi birer birer dökülür. Elde avuçta ne kalırsa artık!.. Üstelik İslâm’ın şartı beş filan da değildir. Birçok şartı vardır dinimizin. Haliyle “İslâm’ın temel şartları beştir.” demek daha doğru olacaktır. Peki, ama “Kul hakkıyla karşıma gelmeyin.” uyarısı (ihtar) ne olacak?!. O, İslâm’ın şartı değil mi? Ya hak, hukuk, adalet, kayırmacılık (iltimas, torpil) rüşvet, çalma-çırpma konularına ne buyrulur? Bunlar, Yahudiliğin yahut Budistliğin şartı-şurtu mu oluyor?

İslâmcılar, İslâm’ın şartını namaz, oruç, türban üçlemesine kadar indirgemiş durumdalar. Haccı, zekâtı, kelime-i şehadeti ara ki bulasın. Hatta -cemaat, tarikat gibi oluşumlarda da bulunmakla birlikte- özellikle AKP tabanı içinde yer alan dinci gençlik nazarında İslâm’ın şartlarını sadece kirli sakal ve türban olarak anlayan, algılayan dahası bu ucuz şekilciliği dindarlık olarak pazarlayan bir gürûhun peyda olduğunu da görmemiz gerekiyor. Zira “dindar gençlik” diye yola çıkanların geldiği nokta “dini dar gençlik” olup çıkmış durumda ne yazık ki. Kul hakkından, “Kul hakkıyla karşıma gelmeyin!” buyruğundan habersiz (bîhaber) olan, bir başka deyişle dindar bir ömür sürmek yerine dinci takılan, yavan özentilerin peşinde savrulup duran kuru kalabalıklar ne işe yarar ki?

AKP’li olmayanlar, özellikle CHP’li kesim ise İslâm’ın şartlarını hak, hukuk, adalet olarak güncellemiş durumdalar. İlâhî adalete özlem her yerde, her dimağda, vicdanda… Hatta dine kayıtsız yani dünyevî (secular/seküler) bir ömür sürenlerin bile sıkıştıkları anda “inşallah” diyerek bu özlemlerini açık ettiklerine tanık olmuşsunuzdur. Kulun hakkı, hukuku, ödevi demek olan toplumsal düzenin sağlıklı işlemesini neyle sağlayabiliriz? Demokrasi ile… O halde dine kayıtsız (secular) kesimler de çıkıp “İslâm’ın şartı demokratik temayüllere uymaktır.” derse ne olur? En azından dinci geçinen kuru kalabalıklardan daha erdemli bir tavır sergilemiş olurlar ki, bu sayede omuzlarına binen “Kul hakkıyla karşıma gelmeyin!” uyarısının (ihtar) ağırlığı altında iki büklüm kalmazlar.

Gelinen noktada, birinci kümede (group/grup) bulunanların bu dünyada işleri iş; ikinci kümedekilerin yüzleri ise ahirette gülecek gibi görünüyor. Tabi bir de Allah’ın verdiği en büyük nimet olan aklı kullanmayıp da, Mehdi’den medet umanlara ise “Allah ıslah etsin!” demekten başka söyleyecek söz bulamıyoruz. İmam Maturidî’yi çerağ kabul edenleri ara ki bulasın. (...)

Bu haber 196 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
NEREDESİNİZ EY MÜSLÜMANLAR ?12 Aralık 2017

ANKET

SANAL BASIN'ın İnternet Tiraj Değerlendirmelerini İnandırıcı Buluyormusunuz? SANAL BASIN'ı Ne Kadar Önemsiyorsunuz?






Tüm Anketler

Atatürk Köşesi


Dost Siteler

















sanalbasin.com uyesidir Toplist25
Twitter Facebook

Tüm hakları Portakal Haber Ajansına aittir kaynak belirtilmeden yazı ve görsellerin kullanılması yasaktır (c) 2013..2017 | Powered by SoykanSoft
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu